-
Okumaya devam et →: İçgörü Bağımlılığı: Anlamaya çalışmanın sınırı nerede?
Bilgi edinmenin, analiz yapmanın ve anlamlandırmanın yarattığı sahte ilerleme hissi, insanı kolayca kandırabilir. Zihin, sorunun çözüldüğünü sanır; bu geçici bir rahatlama getirir. Ancak davranış değişmediği sürece bu his kalıcı olmaz ve döngü kendini tekrarlar. İlginçtir ki, bu döngü en çok zeki ve farkındalığı yüksek insanları içine çeker. Çünkü karmaşık bağlantıları…
-
Okumaya devam et →: Bir Japon Mitine Ezoterik ve Psikolojik Yorumlar
Bir zamanlar insanlar da ölümsüz olacaktı.Böyle başlar eski bir Japon hikâyesi… Zaman henüz tek yönlü akmıyordu; ay ışığı yeryüzüne dokunmamıştı. Ay Tanrısı Tsukuyomi’nin mekânında, gümüş suların zamanın dışına taştığı bir ülke vardı. Bu sulara ochimizu denirdi — ilahi iksir ya da ölümsüzlük suyu. Kim bu sudan bir damla içse, bedeni…
-
Okumaya devam et →: Gölgenin Güvenli Kapısı
Bakışın uzun sürdüğünde, karşında bir suret belirecek. Tanımadığın, ama yüzünün bir parçasını taşıyan. Onunla konuşmaya kalkma. Yapman gereken tek şey, onun ağırlığını kendi içinde taşımaktır. Bu, yük değil, seni savrulmaktan koruyan bir bağdır. Bir gün bu ağırlıkla yürümeyi öğrendiğinde, hangi kapının sana ait olduğunu bileceksin. Ne kutsal kıl, ne lanetle.…
-
Okumaya devam et →: Söz Öncesi Travma: İmgesel ve Okült Yaklaşımlar
Henüz dilin örgüsü örülmemiştir; bebek, sözcüklerin ağına düşmeden önce dünyanın sesini yalnızca bedeninde duyar. Anneyle kurulan göz teması, bedenin sıcaklığı, bir sesin şefkati ya da tümünün yokluğu… Eğer bu etkileşim kırılmış, süreksiz ya da travmatik bir biçimde yazılmışsa, yetişkinlikte adını koyamadığımız bir boşluk, sebepsiz kaygılar, bedende sıkışan duygular ya da…
-
Okumaya devam et →: Zorlama Olmadan Yaşamak
Anlaşılmak için yazmıyorum. Yazıyorum; çünkü varlık, çoğu zaman kendini açıklama zahmetine katlanmadan, bir ağacın sessizce kök salışı gibi beliriyor. Ne toprağın neresinin daha verimli olduğuna dair bir tasayla, ne de dalların güneşe ne zaman döneceğini önceden hesaplayarak… “Acaba kuruyacak mıyım?” Burada suyu iyi alamıyorum; ilerlemem gerek mi, diye sorgulamadan. Tao’nun…
-
Okumaya devam et →: Peçeli Kadın
Sabah perdeleri araladı. Hava grinin sessiz bir tonu gibiydi. Sessiz ama sanki biraz ağır. Camı açtı, sokaktan geçen arabaların sesi, uzaktan bir çocuğun bağırtısı, bir yerlerden yankılanan inşaat gürültüsü… Hepsi bir anda üzerine doluştu. Kapatmadı camı. Ama geri çekildi. Nefesini verirken kendini de koltuğun ucuna bıraktı. Anlatmak istiyor gibiydi, ama…
-
Okumaya devam et →: Travmayı ”Karma” Sanmak
Bir çiftçiyi düşün. Sabah erkenden kalkıp tarlasına gidiyor. Güneşin altında, rüzgârda, kimi zaman çamurun içinde, bazen de buz gibi havada çalışıyor. Günün sonunda yorgun ama içi rahat. Çünkü ne ekip biçtiyse, hepsi kendi ambarına gidiyor. Eğer toprağa zamanında bakmadıysa, tohumu doğru seçmediyse ya da ilgisini eksik bıraktıysa, karşısına ne çıkarsa…
-
Okumaya devam et →: Sezgi: Bilinçdışı, Rüyalar ve İç Ses Üzerine
Her gün onlarca karar alıyoruz. Kimi uzun uzun düşünüp tartarak, kimi artısıyla eksisini hesaba katarak. Ama bazıları var ki, neredeyse hiç düşünmeden alınıyor.İçten gelen, açıklayamadığımız ama güçlü bir netlik taşıyan kararlar bunlar.“Neden böyle hissettiğimi bilmiyorum ama böyle olması gerekiyor” dedirten anlar var. Psikoloji ve nörobilim bu durumu, bilinçdışının hızlı işlem…
-
Okumaya devam et →: Nigredo Günleri: İçsel Kaos ve Yenilenme
Hiçbir şey açıkça kötü gitmiyor belki ama sen içeride bir şeyin çözüldüğünü hissediyorsun. Sanki hayat dışarıda devam ediyor ama senin içinde durmuş gibi. Gözlerinin içinden dünyaya bakarken bir perde var.Eskiden seni heyecanlandıran şeyler artık anlamsızlaştı. Bu halin adını koyamıyorsun. Bir şeyler bitti gibi ama ne? İnsanlara gülümsüyorsun, arkadaşlarınla konuşuyorsun; gün…
-
Okumaya devam et →: Gölgeyle Temas
İnsan kendini tanımaya karar verdiğinde, çoğu zaman kendi hikâyesinin baş kahramanı olduğunu sanır. Oysa tanışmamız gereken çokça figür vardır: bastırılanlar, inkar edilenler, farkında olunmayanlar… Gölgeyle yüzleşmek, karanlıkla bir savaş değil; onunla göz hizasında, sessiz bir oturuştur. Ve belki de asıl dönüşüm, tam da o oturuşla başlar. Görmezden geldikçe, ışığı gölgeye…
